 |
Bir zihniyet suçu kopyacılık. İşin kolayına kaçma, üretene fırsat vermeden bir de teknoloji geliştirip orijinalinden kopyalayıp satmanın, kanunlarca suç sayılan sanatı. Ülkemizde 300 Milyon $’lık yasadışı gelire sahip olan bu pazarın engellenmesi için çeşitli yasalar ve tasarılar zaman içerisinde adalet sistemimiz içinde yerini aldı elbet. Oyunlara gelince... Fikir ve sanat eserleri kanununda yer alan oyun maddeleri, maalesef CD, oyun ve görsel kavramlarına yabancı kalan çalışanlar tarafından hazırlandı ve yürütülen kanunun yetersizliği nedeni ile geçtiğimiz yıllarda bir çok soruna ve anlaşmazlığa sebep oldu (Online oyun portallarının kapatılması, ağ üzerinden oyun oynanamaz dayatmaları ve oyun evlerine zorla orijinal satılmaya çalışılması gibi). 2004’e girerken hazırlanan yeni yasa tasarısı ile kopyalayan ve kopya satanlara karşı ciddi bir çalışma içerisine girileceği gözüküyor. Ancak bu tasarı henüz yasalaşmadı... Başta dediğimiz gibi bir zihniyet suçu bu. Biz kolayı ve ucuzu seven Türkler yakın gelecekte orijinalin faydalarından yararlanmanın bir lüks değil kendi iyiliğimiz için gerekli olduğunu elbette kavrayacağız. Oyuncu olan bizler öncelikle şunun farkına varmalıyız ki, kontrol edilemeyen kopya piyasası yüzünden uluslararası pazarda oyunu satılmayan bir ülkeyiz. Yine bu raporlara göre orijinal kopyası olmadığı için yabancı oyuncularla oynayamayan Türk oyuncular aslında çok fazla olmalarına rağmen yine bu arenada isimsizler. Profesyonellik hayali kuran siz arkadaşlar, kopya yüzünden yabancı yatırımcının gelmediği bir ülkede acaba ne kadar şansınız var hiç düşündünüz mü? |
UYARI: Bundan sonraki sayfalarda okuyacağınız yazılar tamamen fantezi, yalan dolan, kafadan atma absürdlükler içerebilir. Aslında bunları kimsenin okumaması gerekir. Ancak yayıncının kanaati ile yazar çok düşük bir gelir edinebilmek için tüm bunları uydurmuş olabilir ve gerçekle hiçbir alakasının olmadığını peşinen kabul etmiştir. Yine bu yazar içerikle ilgili hiç bir sorumluluk taşımamaktadır ve hakkında konuşmak bile istememektedir. Okuyucu arasındaki ilişkisi ucuza aptalca şeyler yazmak olan diğer yazarlardan farklı olarak burada yazılanların doğru olmaması, yazarın siz okuyucuları uyarmış olmasından öte bir şey değildir.Bu konu hazırlanırken yazar kendi entellektüelitesinin yanında The Register, Wired, CNN, Game Center, Technet, RIAA, IFPI gibi kaynaklardan yararlanmıştır. Bunun yanında da etrafında ismi gereksiz arkadaşların sınırlı katkılarından da faydalanmıştır.Bu yazı Şubat 2004'te Level dergisinde yayınlanmıştır. |  |
 | Bölüm 1: Çok eski derin tarih | | M.Ö. 5000 - Tarihte bilinen ilk yazılı metin kil tabletler üzerindedir ve en eski medeniyet olan Çin uygarlığından gelmektedir. İncelenen tabletlere göre o zamanlarda yazıyı ilk kimin geliştirdiği konusunda anlaşmazlıklar yaşanmıştır. Bu tabletlerde yazılanlara göre Köylü Wuei demiş ki: “Çalışma saatlerim dışındaki boş bir vaktimde karım bir tas pirinci yere dökünce ben de yazıyı keşfettim. Şişko bir karım var ve yere dökülen pirinçler iyice tabana yerleşmişti. Bir güzel azarladım ve teker teker toplanan pirinçlerden sonra yere baktığımda toprakta çeşitli izler kaldığını gördüm. İşte o zaman bunun bilgi saklamak için çok iyi bir yol olduğunu düşündüm ve bu fikrimi komşum Tei’ye anlattım o da fikrimi çaldı.” Köylü Tei ise cevabında “Bu kesinlikle doğru değil, ben yazıyı tanrıdan öğrendim.” demiş (katibin notuna göre telif hakları Tei’ye verilmiş Wuei’nin kanıtları geçersiz ve uydurma bulunmuş) ve devam etmiş “Bu yazının tüm hükümet yazışmalarında katipler tarafından kullanılmasına izin vereceğim. Karşılığında ise yıllık olarak beş çanta dolusu altın ve evime yakın on dönüm arazi istiyorum.” Katibin notuna göre hakimin kararı: “ Her iki köylü de kırbaçlanacak, birer kulakları kesilecek ve topluma faydalı olacakları hizmetlerde çalıştırılacaklar. Bahsi geçen yazıya ülkenin çıkarları doğrultusunda el koyulmuştur” İşte bu olay geleceğe emsal olmuştur: “Daha büyük bir güç tarafından çalınana kadar istisnasız herkesin telif hakları korunacaktır.” |
 |
|