X-FILES
Ve UFO babası Friedman geliyor...
Ordunun bu "hava balonu" açıklaması uçan fincan tabağı heyecanını bitirmiş ve disk hakkındaki bütün konuşmalar durmuştu. Gazeteler, yetkililer, Milli Güvenlik hatta Roswell halkı bile artık olayla ilgilenmiyordu. Bu olaydan sonra 30 yıl boyunca Roswell olayı bir daha anılmadı. Ve sonra New Brunswick'den Fredericton ve Kanada'dan Stanton T. Friedman Roswell'i yeniden keşfettiler. Friedman doktor ünvanına sahip olmamasına rağmen nükleer fizikçi olarak Westinghouse'daki General Electric'te ve başka şirketlerde çalışıyordu. Boş kalan zamanlarını ise tamamıyla uçan dairelerle ilgili konuları okumaya ayırıyordu, buna ünlü "Blue Book Projesi"de dahildi. Bu proje Hava Kuvvetleri'nin 1952'den 1969'a kadar UFO'larla ilgili yaptığı resmi araştırmayı ve sonuçlarını açıklıyordu. Friedman "Uçan fincan tabakları gerçektir" adlı konuşmasını 600 kolejde ve bir çok uzmanın bulunduğu toplantılarda sundu. Kendisi hiçbir zaman "uçan daire" görmemesine rağmen UFO hikayeleri anlatan insanlara çok büyük destek oluyordu. Konuşmalardan sonra onu arıyorlar ve bilgilerini onunla paylaşıyorlardı. Bu kaynaklardan 17 yıl boyunca bilgi topladıktan sonra Friedman, kendi kendini nitelendirerek Roswell olayının reklamcısı ve hatta sunucusu olmuştu. Kendilerini tanık olarak gösteren birkaç kişi bulmuştu ve şu an hala Roswell UFO'sunun devletin en yüksek yerleri tarafından gizlendiğine emin. Bu iddialara tabii ki devlet tarafından daima itiraz edildi.Sonuna kadar inkar politikası gelişen dünyanın bir sabiti olarak kabul görmüştü.
''Dünyaya geldi ama dünyadan gelmedi..."
Friedman ilk önemli Roswell imasını 1978 yılında "Baton Rouge"da bir talk-show'da konuk olarak katıldığında yaptı. Radyo istasyonun yönetmeni Friedman'a yanında çalışan bir arkadaşının eskiden bir uçan dairenin kalıntısı ile uğraştığını anlattı. Bu arkadaşın adı ise Jesse Marcel'di. Friedman'ın merakı uyanmıştı ve bu nedenle ertesi gün Marcel'i aradı. Eski binbaşı ordudan emekli olmuş ve Houma, Louisiana'da bir televizyon tamircisi olarak çalışıyordu. Friedman'a göre bu ilk konuşma çok büyük önem taşıyordu; Emekli Binbaşı Marcel, Friedman'a telefonda cismi ve parçalarını tarif etti. Böylece tecrübeli UFO araştırmacısına belki de yüzyılın en önemli keşfi olan bu olay hakkında ilk ipucunu verdi. Friedman, Marcel'le "National Enquirer" de bir röportajın yayınlanması için bütün bağlantılarını kullandı. Keşiften 32 yıl sonra Marcel bulduğu şeyler hakkında şunları söylüyordu; "Buna benzeyen bir şeyi daha önce hiç görmemiştim. Neleri topladığımızı hiç bilmiyorum, hala dünyaya ait olan bir şey olduğuna inanmıyorum. Dünyaya geldi ama dünyadan gelmedi." 1986 yılında ölene kadar Marcel daha hala bulduğu kalıntılar hakkındaki karışıklıkları açıklamaya çalışıyordu. Ama hiçbir zaman "uçan fincan tabağı" demedi ve hiçbir zaman bulduğu şeyin içinde veya yakınlarında bulunduğu söylenen vücutlardan bahsetmedi. Aynı zamanda da, kalıntıları ilk bulan adam olan Mac Brazel, kesinlikle uzaylıları ölü veya diri gördüğünü söylememişti.
Friedman işi büyütüyor; ''Fincan Promosyonu''Roswell müze yöneticisi Walter Haunt
Müze Yöneticisi ve tanıklardan birisi olan "Walter Haunt"
Friedman ciddi kanıtlar içeren bölümü kendi ekledi. Düşen "uçan fincan tabağı" ve uzaylı yaklaşımı Vern ve Jean Maltais'in hediyeleriydiler. Bunlar bir Friedman konferansına katılmışlardı ve sonra Friedman'a eski arkadaşları Gradey Barnett tarafından anlatılan "uçan fincan tabağı" hikayesini anlatmışlardı. 1940'larda Soccoro, Yeni Meksika'da devlet mühendisi olarak çalışan Barnett orada uçan daire'nin kalıntılarını gördüğünü iddia etti. Maltais çifti bu düşüşün hangi yılda gerçekleştiğini hatırlayamıyordu ve Barney artık hiçbir şey anlatamazdı, çünkü uzun zaman önce ölmüştü. Ama Friedman'e Barnett'in böyle bir hikaye uyduramıyacağını, çünkü çok dürüst olduğuna inanıyordu. Yani büyük, uçan, geniş ve hatta parlayan bir cismin bin metre yüksekte uçtuğunu, anlatan bir hikayeyi uydurması mümkün değildi. Bu Friedman'a göre başlamış olduğu olayı araştırması için yeterli bir sebepti. Uçan daire, 1947 yılında koyun çiftliği üzerinde uçarken bir patlama olmuş, bazı parçalarını kaybetmiş ve ondan sonra kuzeybatıya doğru uçuşuna devam edip orada düşmüştü.Friedman bu bilgileri Charles Berlitz ve William Moore tarafından yazılan "The Roswell Incident-Rosvvell Olayı" adlı ilk Roswell kitabına da ekledi. 1980 yılında yayınlanan bu kitapla birlikte Roswell olayı yeni boyutlara ulaştı. Önce Friedman uçan dairenin koyun çiftliğinde bulunan kalıntılar bölgesinden çok daha uzakta olan bir bölgeye düştüğü tahminini yürüttü. Düşüş bölgesini Corona'da saptamıştı, yani Rosvvell'in 90 mil kuzey batısında. Brazel'in çiftliği iki şehir arasındaki çöl bölgesinde olduğu için aslında Roswell olayına "Corona Kazası" adı verilmesi gerekmektedir. Gerçekten de Friedman bu adı Don Berliner ile birlikte yazdığı, 1992'de yayınlanmış olan kitaba vermişti. Friedman Corona ile de yetinmeyecek, Meksika içersinden 150 mil batıya doğru ilerleyecekti. Orada San Augustin'in ovalarında ikinci bir "fincan tabağının" görüldüğü söyleniyordu. Burada, tam Socorro'nun arkasında Friedman, Barney Barnett'in uçağının düştüğünü tahmin ediyordu.
Kırlangıca Benzeyen uzaylılar mı var?
Friedman iki tarafın arasındaki ilişkiyi anlamakta güçlük çekmektedir ve çeşitli olasılıklar düşünmüştür; O bölgede bir kaç tane uçağın bulunduğuna inanılabilir. İkisi ortada çarpışmış olabilirler ve böylece kalıntılar, fincan tabakları ve cesetler geniş bir bölgeye dağılmış olabilir. Ya da bir tanesi Roswell/Corona üzerinde düşmüş olabilir, diğeri de Hava Kuvvetleri tarafından San Augustin üzerinde vurulmuş olabilir. Çölde bütün bunların olabilmesi için yeterince yer var. Friedman tesadüfen San Augustin ile ilgili tahminleri destekleyebilecek bir tanık bulmuştu. Bu tanık Gerald F. Anderson'du. 1947 yılında 5 yaşındaydı, "Unsolved Mysteries-Çözülemeyen Gizemler" adlı programda 1990 yılında Friedman'ı gördükten sonra Missouri'deki evinden doğru televizyonu aradı ve ailesiyle dağ gezisine gittiğinde Friedman'ın bahsettiği uçan daireyi ve kumsalda yatan uzaylı vücutları gördüğünü söyledi. Anderson daha sonra Friedman'e şunları anlatıyordu; "Doğrudan onlara doğru yöneldik, tekerlek izlerine benzeyen izler görünmekteydi. Nişasta türü bazı şeyler havada uçuyordu ve her tarafta ufak tefek ateşler yanıyordu. Tam o an kardeşim, kahretsin bunlar uzaylı, bir tip kırlangıca benziyorlar, dedi." Anderson'un çok canlı hatırlaması son ayrıntısına kadar anlatılanlara uyum sağlıyordu. Objelerin arasındaki mesafe tahminleri, babası, kardeşi, amcası Ted ve kuzeni Victor arasındaki konuşmalar yani hemen hemen her şey uymaktaydı. Anderson'un anlatıkları (bunlar Friedman'ın kitabında yaklaşık 6 sayfa dolduruyor) karşı çıkanları artık kırılma noktasına getirmekteydi. Anderson'a yalan testi yapıldı ve testi geçti. (Bu test UFO araştırmalarında mutlaka gerekli olan bir şey)
Roswell ufo animasyonSahte günce yakalanıyor...
Friedman Anderson'un hatırladığı önemli şeyleri desteklemek için başka bir tanık arıyordu. Ama hiçbir zaman bulamadı. Böylece Anderson diğer Roswell araştırmacılarının saldırılarına karşı yalnız kaldı. Örneğin Kevin D. Randle ve Donald R. Schmitt Anderson'un hikayesini kötü bir duruma düşürüyorlardı. Bu iki adam "UFO Crash at Roswell-Roswell'de UFO Kazası" ve bunun devamı olan "The Truth About the UFO Crash at Roswell-Roswell UFO Kazasının Ardındaki Gerçek" adlı kitapların yazarlarıydılar. Bu ikinci kitapta kazanın tarihi 2 Temmuz'dan 4 Temmuz'a çevrilmişti. İkisi de bir bilim adamı ve hukukçu olan Anderson'un amcası tarafından 1947 yılında tutulmuş olan günlüğü araştırmak için çağrıldılar. Gerald Anderson'un hikayesini destekleyen bu yazılar, 1947 yılında iyi kaliteli bir kağıdın üzerine yazılmıştı. Ama kağıdın üstünde kullanılmış olan mürekkep 1974 yılından sonra üretilmişti. Randle ve Schmitt yeni kitaplarında muzafferane bir şekilde bu belgenin kesin Anderson'un amcası tarafından yazılmadığını iddia ettiler, çünkü 1974 yılından bir kaç yıl önce amcası ölmüştü. Çok iyi tanıkların zaman nedeniyle birdenbire kaybolmaları Roswell olayında devamlı tekrarlanıyor. Seneler geçtikçe kendilerini Rosvvell olayında gerçeği bulmak için adayanlar kendilerini daha büyük bir mücadeleyle karşı karşıya buluyorlar. Örneğin solmuş hafızalar ve zayıflayan kalpler gibi...
İki garip araştırmacı; biri billm-kurgu yazarı; öteki UFO'cu...
Randle/Schmitt ikilisi 1988 yılında Roswell olayını ellerine geçirmişlerdi. Onların umudu olayı bir hile olarak göstermekti. Şimdi, 6 yıl geçtikten ve 25 Roswell ziyaretinden sonra onlara şaşırtıcı gelen taleplere inanmaktadırlar. Randle'in konuşmalarında söylediği gibi "Hiçbir normal açıklama uymuyor". Roswell kalıntısı hakkında Randle şunları anlattı. "Eğer dünyaya ait bir şey çıkarsa çok üzülürüm ama kesin bir ispatı kabul ederim. Bildiğimiz kadarıyla hiçkimse kalıntıların orjinalini saklamadı" Randle Vietnam üzerinde uçmuş eski bir pilottur. Çoğu bilim kurgu ve macera olan 70 roman yazarak yazmaya yetenekli olduğunu göstermiştir. Aynı zamanda iki Roswell yazısı yazdı ve Roswell filmi için senaryoya yardımcı oldu. Şimdi bir de El Paso dışında "The Randle Report" adlı iki saatlik bir radyo programı yönetmektedir. Bu program paranormal konuların tamamıyla ilgilenmekte, yani reenkarnasyondan Bermuda Üçgeni'ne kadar. Randle'in yardımcı yazarı Wİsconsin'lı Schmitt zamanında UFO Araştırma Merkezi'nin (UFO olaylarının ilk bilimsel araştırma grubudur) kurucusu olan J. Ailen Hynek'in asistanıydı. Schmitt kendisini tıbbi bir tasvirci olarak görmektedir. Friedman gibi ne Randle ne de Schmitt bir UFO görmüşlerdi.
Bir başka sahtekar daha bulunuyor...
Gerald Anderson'u hilekar olarak tanımladıktan sonra Randle ve Schmitt tamamen kendi tanıklarına inanmaya başladılar. Bu tanıklardan bir tanesi Carlsbad'lı Jim Ragsdale'di. Onunla yaptıkları araştırma gezilerinin birisinde tanışmışlardı. Ragsdale, 2 Temmuz 1947 yılının gecesinde Trudy Truelove adlı bir kız arkadaşıyla birlikte kamp yaptıklarını anlatmıştı, o gece büyük bir obje gümbürdeyerek yere inmişti. Çift hemen yıkıntının yanına koşmuş, ortalığa yayılmış olan garip ışıkta onu bir uçan daire olarak tanımlamışlardı. Aynı zamanda yakınlarda uzaylı vücutlar gördüklerini de iddia etmişlerdi. Ragsdale'in anlatımına göre ertesi sabah oraya dönmüşler ama yaklaşamamışlardı, her yer askeri polisle doluydu ve bölgeyi kapatmışlardı. Bu senaryo "The Truth About the UFO Crash at Roswell"de yayınlandı. Yazıda Trudy Truelove'sun isminin bulunmaması garipti, insanları korumak için genelde yapılan bir isim değişikliği de yoktu. Onun yerine şunlar yazıyordu; "Jim Ragsdale tarafından anlatılan hîkaye Clint Brazeal, Wendelle, Willard Ragsdale, eşi Mary, kayınvalidesi gibi aile üyeleri tarafından desteklenmiştir" Randle, Ragsdale'in konuyu büyütmekle kendi tanıklığını inanılmaz duruma düşürdüğüne çok üzgündü. Geçen Ekim'de Pensacola'da yapılan UFO toplantısında Randle şunları açıkladı; "Ragsdale'in hikayesi çok heyecanlı çünkü sadece vücutları yerde görmekten bahsetmiyor, daha fazlasını anlatmakta. Anlattığına göre yanlarına gitmiş ve ölü uzaylıların başlarından kasklarını çıkarmış ve büyük siyah gözlerini görmüş. Bu tarifler uzaylılar hakkında bildiğimiz hiçbirşeye uymuyor. Bizim son duyduklarımıza göre Jim Carlsbad yakınlarında oturuyor, zaten oralıymış. Sinirli ve yaşlı bir adam."
Ve bu kez kaçık bir tanık...Roswell ufo attack
Bu arada Randle ve Schmitt'in yeni kitabına yeni kanıtlar getiren ve Ragsdale'in yerini dolduran başka bir tanık ortaya çıktı. İsmi Frank J. Kaufmann'dı ama kitapta "Steve Mac Kenzie" diye tanımlanmaktaydı. 1945 yılına kadar Kaufmann, Roswell'de askerlerle çalışmıştı. Yüksek mevkide olan bir subayla birlikte çöldeki keşif gezisi sırasında uçan daireyi gördüğünü iddia ediyordu. İsmi açıklanmadan ve yüzü gösterilmeden Kaufmann ilk kez 3 Nisan 1994'de bir televizyon programına çıktı ve orada ünlü "48 Hours" adlı programda Roswell olayını açıkladı. Gizemliiik yada çekingenlik, Kaufmann'ın özelliği; Hikayesini paket halinde taksit taksit anlatıyordu, yağlı boya ile yaptığı resimler arasında gördüğü uçan dairenin resmide vardı ve yuvarlak bir tabağa değil kanatsız bir uçağa benzediğini söylüyordu. Enkaz, kumlu bir tepenin üzerindeydi. Bozulmuş olmamasına rağmen yan tarafında bir patlama izi vardı ve Kaufmann kapıdan içeri baktığında vücutları görebilmişti. Söylediğine göre, hafızasından bunları silebilmek için elinden gelen herşeyi yapmıştı. Bir kaç yıl önce Randle ve Schmitt'in gelmelerine kadar bu sırrı saklamıştı ve birşey anlatana kadar da onları bir yıl bekletti. "Daha her şeyi bilmiyorlar, çok az anlattım, korkuyorum, ben gizli bir gruba mensuptum" diyordu.
Kaufmann'ın ait olduğu gizli grubun gerçekten var olup olmadığına dair bir kanıt yoktu ve Kaufmann herşeyi gizli tutmak için yemin ettiğini ve kendi kendilerini yok eden uzaylı vücutlar hakkında bir hikaye anlatığında tüm inandırıcılığını yitirdi. Hele Wernher Von Braun'a Rosvvell olaylarını anlattığını iddia edince ipin ucu iyice kaçmıştı, kısacası Kaufmann'ın aklı başında değildi, bir Roswell tanığı daha fos çıkıyordu. Bütün Roswell araştırmacılarının kendi tanıkları ile aralarında çok kuvvetli bağlar vardır ve bu bağlar yüzünden başka şahitler tanımazlar.Araştırmacıların başka şahitlere sataştıklarını bile duyuldu. Onlara "palyaço'' ve "yalancı" diye hitap ediyorlardı. Roswell araştırıcıları arasında çok büyük tartışmalar vardır; Fincan tabaklarının tarifi ve bulunan uzaylıların sayısı, durumları ve görüntüleri gibi... Belki de Randle'in yaptığı gibi çekişmeyi bir bilimsel tartışma olarak görmek lazım.
Ufo'ları reddeden ama araştırmak için kurulan örgüt
Onları hiç görmedikleri Brontosaurus'un kafa yapısını tartışan paleontologlar gibi görmek gerekir; Ama şunu da söylemek şart; Şiddet iki tarafında iddialarını kötü duruma düşürmekte. Herkes tarafından sevilen tek tanık vardı;1940'larda Roswell morgunda çalışan morg görevlisi Glenn Dennis. Dennis hiçbir zaman "uçan daire" gördüğünü iddia etmediği için hikayesi iyiydi; o kader dolu 4 Temmuz'u çok iyi hatırlamaktadır. O gün morgdaki nöbetçi memurdan sıradışı telefonlar gelmişti. Bir kişi çocuk kafalarına uyan kasketleri bulma imkanını olup olmadığını sormaktaydı. Bu konuda bütün tanıklar aynı fikirdeler, uzaylıların hepsi 10 yaşındaki çocukların büyüklüğündeymişler. Bir başka kişi ölmüş vücutların nasıl korunabileceğini öğrenmek istiyordu ve vücut sıvılarını (kan veya mide özleri) hangi sıvılarla tahnit edilebileceğini soruyordu. Çok daha şaşırtıcı olan askeri bir hemşireden aldığı telefondu; Doktorlar tarafından parçalanmış üç uzaylının otopsisinde bulunmaya zorlandığını anlatan hemşire birşey anlatmayacağına dair yemin etmişti ve Dennis'den hiçbir zaman onun adını vermeyeceğine dair söz almıştı.